Benim adım Kaan. 35 yaşındayım, İstanbul Maltepe’de yaşıyorum. Anlatacağım olay, sevgilim Selin’le ilişkimizin altıncı ayında yaşandı.

Selin 32 yaşındaydı. Uzun kumral saçları, kahverengi gözleri ve insanın aklını karıştıran bir gülümsemesi vardı. Birbirimizi seviyorduk ama ikimiz de geçmiş ilişkilerimiz yüzünden kolay güvenen insanlar değildik.

O cumartesi akşamı evime gelecekti. İlk kez bütün hafta sonunu birlikte geçirecektik.

Kapı Çaldığında

Saat sekize doğru kapı çaldı.

Selin, üzerinde siyah bir elbise ve uzun bir paltoyla karşımdaydı.

“Beni içeri alacak mısın, yoksa kapıda mı seyredeceksin?” dedi gülerek.

“Biraz daha seyretmeyi düşünüyordum.”

İçeri girip boynuma sarıldı.

“Çok özledim seni.”

“Ben de.”

Mutfakta hazırladığım yemeği görünce şaşırdı.

“Bunları gerçekten sen mi yaptın?”

“İnanması zor, biliyorum.”

Yemek boyunca işten, arkadaşlarımızdan ve yaklaşan tatil planımızdan konuştuk. Ancak Selin’in aklında başka bir şey olduğu belliydi.

Beklemediğim Konuşma

Salonda yan yana otururken televizyonun sesini kıstı.

“Kaan, sana bir şey sorabilir miyim?”

“Elbette.”

“Hiç sevgilinle konuşmak isteyip de utandığın bir konu oldu mu?”

“Olmuştur. Neden sordun?”

Bir süre sustu.

“Ben bazen yakınlığımızla ilgili farklı şeyleri merak ediyorum. Ama yanlış anlamandan çekiniyorum.”

Elini tuttum.

“Benden çekinmene gerek yok.”

“Biliyorum. Yine de bazı istekleri dile getirmek kolay değil.”

O gece cinsellikle ilgili meraklarımızdan, sınırlarımızdan ve daha önce konuşmaya cesaret edemediğimiz konulardan bahsettik. Selin anal seks konusunu da merak ettiğini söyledi. Bununla ilgili endişeleri vardı ve hiçbir şeyi aceleye getirmek istemiyordu.

“Bir şeyi konuşmamız, mutlaka deneyeceğimiz anlamına gelmiyor,” dedim.

Gülümsedi.

“İşte tam da bunu duymak istiyordum.”

Aramızdaki Mesafe Kaybolurken

Saat gece yarısına yaklaşıyordu.

Selin ayağa kalkıp müzik açtı.

“Benimle dans eder misin?”

“Dans etmeyi beceremediğimi biliyorsun.”

“Ben de mükemmel dans eden birini istemiyorum.”

Salonun ortasında birbirimize sarılarak yavaşça dans etmeye başladık.

Başını omzuma yasladı. Bir süre sonra yüzünü kaldırıp gözlerimin içine baktı.

“Seni seviyorum Kaan.”

“Ben de seni seviyorum.”

Onu öptüm.

Selin kollarını boynuma doladı. Öpüşmemizden sonra bir süre birbirimize sarılmış hâlde kaldık.

“Bu gece burada olduğum için mutluyum,” diye fısıldadı.

“Ben de.”

Elimi tutup koltuğa doğru yürüdü.

Yan yana oturduk. Saçlarını okşarken bana geçmiş ilişkilerinde kendisini bazen yeterince dinlenmemiş hissettiğini anlattı.

“Senin yanında farklı,” dedi.

“Nasıl farklı?”

“Hayır dediğimde de beni aynı şekilde sevdiğini biliyorum.”

O cümle benim için o gecenin en önemli anıydı.

Sabah Olduğunda

Gecenin ilerleyen saatlerini birbirimize yakın, sakin ve romantik bir şekilde geçirdik. Özel anlarımızı yalnızca ikimize sakladık.

Sabah uyandığımda Selin mutfakta kahve hazırlıyordu.

Üzerinde benim gri tişörtüm vardı.

“Günaydın,” dedim.

Arkasını dönüp gülümsedi.

“Günaydın sevgilim.”

Yanına gidip sarıldım.

“Dün gece konuştuğumuz şeyler için kendini garip hissediyor musun?” diye sordum.

“Hayır,” dedi. “Tam tersine, seni daha iyi tanıdığımı hissediyorum.”

Kahvelerimizi alıp balkona çıktık.

O sabah ilişkimizin yalnızca tutkudan ibaret olmadığını daha iyi anladım. Birbirimizin yanında rahat olabiliyor, en mahrem düşüncelerimizi bile utanmadan konuşabiliyorduk.

Selin başını omzuma yasladı.

“Gelecek hafta sonu da burada kalabilir miyim?”

Gülümsedim.

“Bunun için gelecek haftayı beklemene gerek yok.”

Kahkaha attı.

O cumartesi gecesini unutulmaz yapan şey, yalnızca aramızdaki çekim değildi. Birbirimize karşı hiçbir rol yapmak zorunda kalmadan, isteklerimizi ve korkularımızı paylaşabilmemizdi.