Benim adım Emre. 29 yaşındayım. İstanbul’da yaşıyorum ve anlatacağım olay hayatımın belki de en büyük sırrıydı. Uzun yıllar boyunca kimseye söyleyemediğim duygularımı, hiç beklemediğim bir gece itiraf etmek zorunda kaldım.

Her şey en yakın arkadaşım Kerem’in evime taşınmasıyla başladı.

Kerem 31 yaşındaydı. 1.85 boyunda, geniş omuzlu, koyu saçlı ve yeşil gözlü bir adamdı. Üniversiteden beri tanışıyorduk. Birlikte tatillere çıkmış, sayısız gece sabaha kadar sohbet etmiştik.

Fakat ona karşı hissettiklerimin arkadaşlıktan farklı olduğunu kendime bile itiraf edemiyordum.

Aynı Evde İki Bekâr Erkek

Kerem uzun süren ilişkisinden yeni ayrılmıştı. Kalacak yer aradığını söyleyince evimin boş odasını kullanabileceğini söyledim.

İlk haftalar her şey normaldi.

Sabahları birlikte kahvaltı hazırlıyor, akşamları işten dönünce yemek söylüyor, bazen de televizyon karşısında futbol izliyorduk.

Kerem’in en sevdiğim özelliği rahatlığıydı. Her konuda şaka yapabilir, en kötü günümde bile beni güldürebilirdi.

Bir akşam mutfakta yemek hazırlarken arkamdan seslendi.

“Emre, sen neden hiç sevgili yapmıyorsun?”

Omuz silktim.

“Doğru insanı bulamadım.”

“Yoksa bizden gizlediğin biri mi var?”

Gülerek konuyu değiştirdim.

Oysa gizlediğim kişi tam karşımda duruyordu.

Bir Cumartesi Akşamı

O gece dışarı çıkmak yerine evde kalmaya karar verdik.

Kerem pizza söyledi. Ben de film seçtim.

Saat ilerledikçe sohbetimiz ciddileşti. Eski ilişkilerimizden, hayal kırıklıklarımızdan ve geleceğe dair beklentilerimizden konuşuyorduk.

Bir ara Kerem televizyonu kapattı.

“Emre, sana bir şey sorabilir miyim?”

“Sor.”

“Hiç birine âşık olup söyleyemediğin oldu mu?”

Kalbim hızlandı.

“Oldu.”

“Peki neden söylemedin?”

“Kaybetmekten korktum.”

Kerem bir süre yüzüme baktı.

“Bazen söylememek daha çok şey kaybettiriyor.”

Bu sözün ne anlama geldiğini o an anlayamamıştım.

Kerem’in Beklenmedik İtirafı

Gece yarısını biraz geçmişti. Balkona çıktık. Hava serindi.

Kerem korkuluklara yaslanmış, sokak lambalarını izliyordu.

“Emre, sana bir şey anlatacağım ama aramızda kalmasını istiyorum.”

“Tabii.”

“Ben uzun zamandır kendimle ilgili bazı şeyleri anlamaya çalışıyorum.”

Sessizce dinledim.

“Kadınlarla ilişkilerim oldu ama erkeklere de ilgi duyduğumu fark ettim.”

Şaşkınlığımı gizlemeye çalıştım.

Kerem bana döndü.

“Bu seni rahatsız eder mi?”

“Hayır,” dedim. “Neden etsin?”

Rahatlamış görünüyordu.

Sonra hiç beklemediğim bir şey söyledi.

“Sanırım sana karşı da arkadaşlıktan farklı duygularım var.”

O an birkaç saniye konuşamadım.

Yıllardır içimde tuttuğum bütün cümleler boğazıma düğümlenmişti.

İlk Öpücüğümüz

Kerem sessizliğimden yanlış bir anlam çıkarmış olmalıydı.

“Özür dilerim. Bunu söylememeliydim.”

Koluna hafifçe dokundum.

“Kerem, bekle.”

Bana baktı.

“Ben de aynı şeyleri hissediyorum.”

Önce inanamadı.

“Ciddi misin?”

“Üniversiteden beri.”

Şaşkınlıkla güldü.

“Bunca yıldır ikimiz de aynı şeyi mi sakladık?”

Başımı salladım.

Aramızdaki mesafe yavaşça kapandı.

“Öpebilir miyim seni?” diye sordu.

“Evet.”

İlk kez öpüştüğümüzde ikimiz de heyecanlıydık. Yıllardır birbirimizi tanıyorduk ama o an sanki yeniden tanışıyorduk.

Bir süre sonra alnını alnıma yasladı.

“Keşke daha önce konuşsaydık.”

“Belki de şimdi hazırdık,” dedim.

O Gece Değişen Her Şey

Salona döndüğümüzde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Kerem elimi tuttu. Yan yana oturduk. Aramızdaki duyguları, korkularımızı ve bundan sonra ne istediğimizi konuştuk.

İkimiz de acele etmek istemiyorduk.

Arkadaşlığımızı kaybetme korkusu hâlâ vardı. Ancak birbirimize karşı dürüst olmanın verdiği rahatlık çok daha güçlüydü.

Kerem yanağımdan öptü.

“Bir şeyden emin olmak istiyorum,” dedi.

“Neyden?”

“Yarın sabah uyandığımızda bundan pişman olmayacağından.”

Gülümsedim.

“Ben yıllardır bu konuşmayı yapamadığım için pişmanım.”

O gece uzun süre birbirimize sarıldık. İlk kez duygularımızı saklamak zorunda değildik. Gecenin geri kalanını ise yalnızca ikimizin bildiği özel bir anı olarak bıraktık.

Ertesi Sabah

Sabah mutfaktan gelen kahve kokusuyla uyandım.

Kerem kahvaltı hazırlıyordu.

Beni görünce gülümsedi.

“Günaydın sevgilim.”

Bir an durdum.

“Sevgilim mi?”

“Çok mu erken söyledim?”

Gülerek yanına gittim.

“Hayır. Sadece alışmam gerekecek.”

Bana sarıldı.

O sabah ilk kez gelecekle ilgili konuşurken korkmadım.

Birlikte yaşamaya devam edip etmeyeceğimizi, arkadaşlarımıza ne zaman anlatacağımızı ve ilişkimizin nasıl ilerleyeceğini bilmiyorduk.

Ama artık birbirimize karşı dürüsttük.

Altı Ay Sonra

Kerem’le ilişkimizin üzerinden altı ay geçti.

Elbette her şey kusursuz olmadı. Tartıştığımız, kıskandığımız ve birbirimizi anlamakta zorlandığımız günler yaşadık.

Ancak arkadaşlığımızın üzerine kurduğumuz ilişki, birbirimizi daha iyi tanımamızı sağladı.

Bir akşam eski üniversite fotoğraflarımıza bakarken Kerem gülmeye başladı.

“Neye gülüyorsun?” diye sordum.

“Şu fotoğrafa bak. İkimiz de birbirimize âşıkmışız ama haberimiz yokmuş.”

Fotoğrafta yan yana oturuyorduk. Kerem kolunu omzuma atmıştı.

Ona baktım.

“Benim haberim vardı,” dedim.

Kahkaha attı.

“Öyleyse neden söylemedin?”

“Çünkü seni kaybetmekten korkuyordum.”

Elimi tuttu.

“Artık korkmana gerek yok.”

O gece anladım ki bazen insanın aradığı aşk, yıllardır hemen yanında duran ama duygularını açıklamaya cesaret edemediği kişide saklı olabiliyor.

Benim hikâyemde o kişinin adı Kerem’di.

Çekimi artıracak somut ayrıntılar ekleTekrarlanan cümleleri daha doğal değiştir