Erkek ağzından anlatılan, yetişkin karakterlerin beklenmedik yakınlaşmasını konu alan romantik ve tutkulu bir hikâye.
Benim adım Serkan. 36 yaşındayım, İstanbul Maltepe’de yaşıyorum. Bekârım ve yaklaşık dört yıldır aynı apartmanın üçüncü katında oturuyorum.
Bu hikâyenin diğer kahramanı ise üst kat komşum Aylin.
Aylin 42 yaşında, 1.68 boyunda, kumral saçlı, ela gözlü, oldukça bakımlı bir kadındı. Eşini üç yıl önce kaybetmişti. O günden beri yalnız yaşıyordu.
Apartmanda herkes onu sessiz, kendi hâlinde bir kadın olarak tanırdı. Benim için de uzun süre yalnızca karşılaştığımızda selamlaştığım bir komşuydu.
Ta ki o yağmurlu perşembe gecesine kadar.
Gece Yarısı Çalan Kapı
Saat 23.40 civarıydı. Televizyon izlerken kapım çaldı.
Açtığımda Aylin’i karşımda buldum. Üzerinde lacivert bir hırka, altında siyah eşofman vardı. Saçlarını gelişigüzel toplamıştı.
“Serkan, rahatsız etmiyorum umarım?”
“Estağfurullah, buyurun.”
“Evde elektrik var ama mutfaktaki prizlerden biri çalışmıyor. Bir bakabilir misin?”
“Tabii, hemen geliyorum.”
Üst kata çıktık. Mutfaktaki sigortayı kontrol ettim. Sorun küçük bir elektrik arızasıydı. Kullanılmaması gereken prizi belirleyip ertesi gün elektrikçi çağırmasını önerdim.
“İyi ki varsın,” dedi gülümseyerek.
Tam çıkacakken arkamdan seslendi.
“Bir kahve içmeden bırakmam.”
O gece ilk defa evinde oturup uzun uzun sohbet ettik.
Aylin’in Bilmediğim Yüzü
Salonu oldukça zevkli döşenmişti. Duvarlarda tablolar, kitaplığında romanlar ve küçük bir masanın üzerinde eski fotoğraflar vardı.
Aylin kahveleri getirirken, “Şekersiz içtiğini hatırlıyorum,” dedi.
Şaşırdım.
“Nereden biliyorsun?”
“Geçen yaz apartman toplantısında söylemiştin.”
Gülümsedim.
Demek ki beni düşündüğümden daha dikkatli dinliyordu.
Sohbet ilerledikçe Aylin’in ne kadar esprili biri olduğunu fark ettim. Üniversitede edebiyat okumuş, yıllarca özel bir okulda öğretmenlik yapmıştı.
Bir ara eşinden bahsetti.
“İnsan yalnız yaşamaya alışıyor Serkan. Ama bazen birinin gününün nasıl geçtiğini sormasını özlüyor.”
Ne söyleyeceğimi bilemedim.
“İstersen bundan sonra daha sık kahve içeriz,” dedim.
Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Bunu teklif ettiğine sevindim.”
Değişen Bakışlar
O geceden sonra aramızdaki komşuluk ilişkisi değişmeye başladı.
Bazen marketten dönerken poşetlerini taşımama yardım ediyordum. Bazen akşam yemeğinden sonra kahve içmek için birbirimizi davet ediyorduk.
Bir cumartesi akşamı Aylin bana mesaj gönderdi.
“Evde fazla yemek yaptım. Açsan gel.”
Gittiğimde masayı iki kişilik hazırlamıştı.
Üzerinde bordo bir elbise vardı. Saçlarını açık bırakmış, hafif makyaj yapmıştı.
“Bugün çok şıksın,” dedim.
“Teşekkür ederim. Bazen insan kendisi için de hazırlanmalı.”
Yemek boyunca güldük, eski filmlerden konuştuk. Bir ara bana uzun uzun baktığını fark ettim.
“Bir şey mi oldu?” diye sordum.
“Hayır. Sadece seninle konuşmak bana iyi geliyor.”
O cümleyi duyduğumda aramızdaki yakınlığın yalnızca arkadaşlık olmadığını ilk kez ciddi biçimde düşündüm.
İlk Öpücük
Yemekten sonra balkona çıktık.
Hava serindi. Aylin omuzlarına ince bir şal aldı.
“Üşüdün mü?” diye sordum.
“Biraz.”
Yanına yaklaştım.
Bir süre sessiz kaldık. Sonra Aylin bana döndü.
“Serkan, sana bir şey soracağım.”
“Sor.”
“Aramızdaki yaş farkını hiç düşündün mü?”
“Düşündüm. Ama neden sorun olması gerektiğini anlamıyorum.”
Gözlerini kaçırdı.
“Ben uzun zamandır kimseye böyle yakın hissetmemiştim.”
Elini tuttum.
“Ben de seni yalnızca komşum olarak görmüyorum artık.”
Aylin başını kaldırdı.
“Emin misin?”
“Evet.”
Yavaşça birbirimize yaklaştık. Önce yanağını okşadım, ardından onu öptüm.
Birkaç saniye sonra geri çekildi.
“Biraz korkuyorum,” dedi.
“Neden?”
“Yeniden birine bağlanmaktan.”
Elini bırakmadım.
“Hiçbir şey için acele etmemize gerek yok.”
O gece uzun süre balkonda oturduk. Birbirimize sarıldık, geçmişimizi ve geleceğe dair beklentilerimizi konuştuk.
Birlikte Geçirdiğimiz İlk Gece
Birkaç hafta sonra Aylin’le ilişkimiz daha ciddi bir hâl aldı.
Bir akşam evinde film izlerken başını omzuma yasladı.
“Serkan, burada kalmanı istiyorum,” dedi.
Ona baktım.
“Emin misin?”
Gülümsedi.
“Eminim.”
O gece birbirimize duygularımızı açıkça anlattık. Yakınlığımız artık yalnızca konuşmalardan ibaret değildi. Birbirimize sarıldık, öpüştük ve uzun zamandır aramızda büyüyen duyguların karşılıklı olduğunu anladık.
Gecenin geri kalanını ikimize özel bıraktık.
Sabah uyandığımda mutfaktan kahve kokusu geliyordu.
Aylin kahvaltı hazırlıyordu.
Beni görünce gülümsedi.
“Günaydın komşu.”
Gülmeye başladım.
“Hâlâ komşu muyuz?”
“Bilmiyorum,” dedi. “Belki artık başka bir şeyiz.”
Apartmandaki Küçük Sırrımız
İlk zamanlarda ilişkimizi kimseye anlatmadık.
Apartman asansöründe karşılaştığımızda birbirimize gülümsemekle yetiniyorduk. Bazen aynı markette alışveriş yaparken sanki tesadüfen karşılaşmışız gibi davranıyorduk.
Bu durum ikimize de komik geliyordu.
Bir gün apartman yöneticisi bana, “Aylin Hanım’ın evinde sık sık seni görüyorum, yine bir şeyler mi bozuluyor?” diye sordu.
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
“Yok, artık her şey yolunda,” dedim.
Gerçekten de yolundaydı.
Altı Ay Sonra
Aylin’le ilişkimizin üzerinden altı ay geçtiğinde artık birbirimizden sakladığımız bir şey kalmamıştı.
Birlikte kısa tatillere çıkıyor, hafta sonları kahvaltı hazırlıyor, bazen de hiçbir şey yapmadan evde vakit geçiriyorduk.
Bir akşam bana şöyle dedi:
“Serkan, eşimi kaybettikten sonra yeniden mutlu olabileceğimi düşünmüyordum.”
Elini tuttum.
“Mutlu olmak için kendini suçlu hissetmemelisin.”
Gözleri doldu.
“Bunu öğrenmem zaman aldı.”
O an onu ne kadar sevdiğimi fark ettim.
Başlangıçta yalnızca bir elektrik arızası yüzünden kapımı çalan kadın, hayatımın en önemli insanlarından biri olmuştu.
Bazen düşünüyorum da, o gece kapıyı açmasaydım belki hâlâ yalnızca asansörde selamlaşan iki komşu olacaktık.
Ama hayatın en güzel hikâyeleri çoğu zaman planlanmadan başlıyor.
Bizim hikâyemiz de gece yarısı çalan bir kapı ziliyle başlamıştı.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazabilirsiniz.
Yorum yapmak için giriş yapın.